KİMSE MİLLETEN ÜSTÜN DEĞİLDİR !
O polislerin arasında yürüyen bir makam değil… bir iddianın ağırlığıdır… Çünkü hukuk karşısında ne eski vali olmanın… ne eski sıfatların… ne de alışılmış imtiyaz cümlelerinin hükmü vardır… “Ben valiyim, emniyette ifade vermem” diyorsan… asıl mesele tam da budur… Demek ki yıllarca bazı koltuklar… kendini hukukun üstünde görme hastalığı üretmiş… Artık kimsenin eski kartviziti… adaletin kapısında geçerli olmamalıdır… Eğer bir genç kızın kaybolması ve öldürülmesi sürecinde… kamu imkânlarının yanlış kullanıldığı… kamu görevlilerinin seferber edildiği… gerçeğin üstünün örtülmeye çalışıldığı iddiaları varsa… Orada unvan konuşmaz… soruşturma konuşur… Orada protokol işlemez… vicdan işler… Orada “ben kimim biliyor musunuz” dönemi biter… “ne yaptınız, neyi sakladınız, kimin için harekete geçtiniz” soruları başlar… Hiç kimse bulunduğu makamı… evladının önüne sürülen bir kalkan gibi kullanamaz… Hiç kimse devlet görevini… kişisel bir felaketin izlerini sildirmek için araç haline getiremez… İfade de verilir… hesap da verilir… gerekirse mahkeme kapısında da beklersin… Yetmezse… cezaevine bile gidersin… Çünkü bir genç kızın hayatının karşısında… hiçbir makamın itibarı yoktur… Asıl mesele bir zamanlar hangi koltukta oturduğun değil… bugün hukukun karşısında başını eğip eğemediğindir… Ve herkes şunu bilsin… bu ülkede artık bazı cümleler insanı kurtarmıyor… batırıyor…